Eğer torununuz Karahan’ın yaşına gelmişse Disneyland’a gidebilir. Biz Karahan ve Dağhan’la Fransa’ya giriş yapmış olmak için kısacık bir Paris turu yapalım dedik. Çocuklarla olunca Disneyland olsun bari onlar da eğlensin diye düşündük. Ailenin kadınları çocukları kaptığımız gibi yollara düştük.

İkisi de o kadar tatlılar ki, üçbuçuk saatlik uçak yolculuğunda gıkları çıkmadı. Hele Karahan Paris’e gideceği için heyecandan yerinde duramıyordu. Paris’i nereden mi biliyor, Paris St Germain futbol takımından:))) Aslında Barcelona’lı ama Şampiyon Kulüplerde St Germain Barcelona’yı yenince bir anda ilgisini çekti Fransız takımı :)))

Havaalanına iner inmez Eyfel Kulesinin maketini görünce gerçek sanıp hemen yanına koştu:))

Sonra  şehirde gerçeğini gösterdik tabi.

Programımızı havaalanından direk Disneyland’a geçiş olarak yapmıştık. Aslında trenle de imkan var ama hem biraz daha uzun sürüyor hem de çoluk çocuk o kadar kişi ödeyeceğimiz bilet fiyatı yerine Paris Dolmuşu’ndan araç istedik, transferimizi onunla yaptık. Türklerin işlettiği bir ofis olduğu için şöförler de Türkçe konuşuyorlar. Sohbet ede ede Disneyland’a varıyorsunuz. Istanbul’dan 0090 530 350 79 08 nolu telefonla rezervasyon yapabilirsiniz. Sadece Disneyland için değil şehire transfer için de kullanılabilinir.

Bizim otelimiz Park’ın içinde değildi. Park içindeki oteller bütçemizi biraz aştığı için biz park dışındaki Kyriad Disneyland otelinde kaldık. Bir aile odası tuttuk beşimiz bir arada yattık :))) Otelin kahvaltısı güzeldi. Ayrıca bahçesinde kuzular, keçiler, ponyler var. Herşey çocuklar için hazırlanmış.

Dağhan kahvaltılardan sonra keçileri de besliyordu.

Park’a girdiğimiz an çocukların yüz ifadeleri hayattaki herşeye bedeldi. Özellikle Karahan yaşının biraz daha büyük olması nedeniyle ve her karakteri yakından tanımasından dolayı o kadar heyecanlıydı ki ben etrafı seyretmekten çok onu seyrettim. Dağhan bile sanki kendini TV ekranındaymış gibi hissediyordu.

Mickey Mouse gördükleri an… Karahan gördüğü herşeyi gerçek olarak algıladı. Ingilizcesinin faydasını bugüne kadar en çok burada gördü:))) Herkesle konuşup anlaştı.

Tabi ki kahramanı Örümcek Adam’la tanışması hiç birine benzemez.

Park’ta belli saatlerde bütün karakterlerin geçtiği bir geçit töreni var. O kalabalığın arasında çocuklar kucaklarımızda hepsine el salladık.  Ben bile bu yaşta bu çizgi kahramanlarını bir arada görünce çocukluğuma gidiyorum, onların çocukken bunu yaşamaları güzel birer anı olarak kalacaktır onlarda.

O tarihlerde Starwars yeni filmini lanse ediyordu. Dolayısıyla Park’ta da çok yer almıştı. Karahan bayıldı onlara da.

Mevsim itibarı ile tabi ki yağmura yakalandık. Ama çözüm kolay, bütün mağazalarda yağmurluklar hemen ortaya çıktı. Biz de hepimiz geçiriverdik üstümüze birer tane.

Disneyland’ta gecelediğiniz zaman akşam yemeği biraz sorun olabiliyor. Park içindeki lokantalar çok dolu ve tam Amerikan mutfağı. Fransa’ya gidince biraz daha farklı birşeyler yemek istiyor insan. Biz de çözüm olarak 4,5-5 km lik bir mesafede olan Val d’Europe Alışveriş merkezine gidip orada güzel bir balık lokantasında kabuklular yedik.

Otele taksi çağırabiliyorlar. Hemen karşısında bir de outlet var  ki bildiğiniz tüm markalara ulaşabilirsiniz. Paris’ten alışveriş yerine daha uygun fiyatla buradan alışveriş yapabilirsiniz.

Iki günü Disneyland’ta geçirip bir günümüzü de Paris’e ayırmıştık. Orada La Duree den sonra daha rahat oturup bir çay ve pasta yiyebileceğimiz rue de Rivoli’deki Angelina’ya kızlarımı götürmeden olmazdı.

Çocuklarla olunca atlıkarıcasız ve dönme dolapsız da olmaz.

Şahane üç günün sonunda evlerimize döndük ama Dağhan da biraz daha büyüyünce bir kez daha tekrarlamaya karar verdik. Kim bilir belki o zaman Orlando olur.