trenUzun yıllardır, 30 yıldır Eskişehir’e gitmemiştim. Hep duyuyor, çok istiyordum gitmeyi. Sonunda geçen ayki takım toplantısında bu ay toplantımızı Eskişehir seyahati ile yapmaya karar verdik. Nurhayat, Zekiye, Füsun, Sema, Serap, Sibel, Eşref ve Atıf ile sabah 07.:30 da Konya YHT ile Pendik’ten hareket ettik. Eskişehir, günü birlik gidilip, gezilecek bir yer. Tren çok rahat ve sessiz. Dolayısıyla yol hiç yormuyor.

Bizi Gar’da rehberimiz Elif hanım karşıladı. Kendi başınıza da gezebilirsiniz tabi ki ama bir rehberle gezmenin abantajı çok fazla. Eskişehir’de sadece minibüs kiralayamıyorsunuz, yanında mutlaka rehber almanız gerekiyor. Yoksa minibüslere ceza kesiyorlar. Bizim şansımıza Elif hanım çok cici, bilgili, samimi biri çıktı. İsteyen mesaj atarsa bilgilerini paylaşırım.

İlk durağımız Tülomsaş’ta sergilenen Türkiye’nin ilk otomobili Devrim oldu. Tülomsaş hala işleyen bir lokomotif fabrikası. Gar’a çok yakın. Gittiğinizde mutlaka uğrayın. Ağaçlar içinde bir fabrika. Devrim’i de bir camekan içinde sergiliyorlar bahçesinde.

devrimBuradan doğru Odun Pazarı mahallesine gittik.

kanalizasyonResimde de göreceğiniz gibi her an her yerden bir sanat eseri çıkıyor karşınıza.

Odun Pazarının girişinde meşhur Abacı Konağı var. Eski evleri restore edip otel haline getirmişler.

abacıkonakHemen karşısında Yılmaz Büyükerşen Balmumu müzesi bulunuyor. Müze görülmeye değer. Müzedeki balmumu heykellerinin çoğu Yılmaz Hocanın eseri. Bugüne kadar Londra daki dahil olmak üzeke Madame Tussauds müzesi gezdim, inanın bu kadar başarılısını görmedim. Düzenlemesi de ayrıca çok iyi.

balmumu müzesiDiğer bölümlerinde fazla resim çekemedim çünkü izin verilmiyor.

Buradan istikamet Odun Pazarı içindeki Atlıhan. Zira herkesin kahve saati gelmişti. Atlıhan Odun Pazarının içinde bir avlu ve çevresinde hediyelik eşyalar satan dükkanlar var.

atlıhanKahve molasından sonra Odun Pazarı sokaklarını gezdik.

ODUN PAZARISokaklar rengarenk ve tarih kokuyor. Tam çıkışında Elif Hanım bizi bir tatlıcıya götürdü. Met helvası yemeden gidilmez Eskişehir’den dedi. Biz tatlıyı yemekle kalmayıp hepimiz birer kutu evlerimize de aldık :)) Met helvası sanki pişmaniyenin kıtır hali gibi.

tatlıcıGörülmesi gereken yerlerden biri de Cam Müzesi.

cam müzesiCam konusunda da bir sürü ülke gördüm. Buradaki eserler gerçekten çok başarılıydı. En beğendiğimi tek olarak paylaşıyorum.

yeşil vazoAşağıdaki eserler de Barış Can, Esin Küçükbiçmen, Lale Andıç’a ait

CAMLARDiğer bazı eserler :

kapısüsüBuradan Kurşunlu Külliyesine gittik. 1525  yılında yapılan bu camii ve 20 odalık imaret daha sonra mevlevi dergahına çevrilmiş. Şu anda içinde Lületaşı Müzesi, bir bölümünde hediyelik eşyalar satan dükkanlar var.

KÜLLİYEBir bölümünde de cam ocağı var. Biz girdiğimizde iki genç çalışıyordu.

cam atölyesiEskişehir üniversitelerden dolayı tam bir gençlik şehri. Porsuk kıyısı boyunca havayı da güzel gören gençler çimenlere yayılmış, müzik yapan arkadaşlarına eşlik ediyorlar, günün keyfini çıkarıyorlardı.

eskişehirli gençlerBiz de bir tekne turu yaptık. Buraya kadar gelip tekneyle gezmemek olmaz dediler. Çok kısa sürüyor ama Porsuk boyunca köprülerin altından geçip şehir hakkında biraz bilgi sahibi oluyorsunuz.

motor gezisiBu da altından geçtiğimiz köprülerden biri.

köprülerPorsuk kıyısında her iki tarafında barlar, cafeler var. Çay molası için bunlardan birine girdik. Adı Rumeli çikolatacısı. Resimden göreceğiniz gibi gerçekten çok şık bir yer. Aslanlı Köprü den sağa döndüğünüzde 50m sonra solda.

rumeli çikolatacısıEskişehirin iki tane çok büyük parkı var. Sazova ve Kent Park. Sazova 400 bin m2 lik bir alanı kaplıyor ve içinde Eti Sualtı Dünyası, Bilim Merkezi ve Uzay evi, Korsan Gemisi ve Masal Şatosu var. İçinde dolaşan bir de tren var. Biz trene binip bir tur attık parkta.

Masal şatosu çocuklara hitap eden bir yer. Üstünde Eskişehir’in plakası olan 26 adet kule var.

masal şatosuBir diğer büyük parkı da 300 bin m2 ile Kent Park. Girişinde sizi elinde çiçeklerle bekleyen bir heykel karşılıyor.

kent park girişiBu heykelde sonra yapay gölete giderken sağ tarafınızda güneşin doğuşunu karşılayan ve hoş geldiniz diyen,

güneşi karşılayansol tarafında ise güneşin batışı ile güle güle başımızın üstünde yeriniz var diyen heykeller var.

güneşi yollayanEskişehir için Kent Parkın en büyük önemi plajlarının oluşu. Gerçekten tertemiz suları ile gerçek plaj ortamı yaratılmış. Hatta etrafındaki evler satış ilanlarına “deniz manzaralı” ibaresini koyuyorlarmış:)

plajPorsuk buradan da geçiyor. Etrafı pırıl pırıl, yemyeşil, ortada hiç çöp göremediğiniz bir yer Eskişehir.

kentpark porsukGöletlerinde siyah kuğular var.

siyah kuğuBir insanın bir şehri nasıl değiştirebildiğini görmek istiyorsanız lütfen ziyaret edin Eskişehir’i. Hani bütçe yok, izin verilmiyor vs gibi bahanelerle şehirlerini bir türlü toparlayamayan Belediyeler var ya biraz Belediyecilik nasıl olurmuş öğrensinler Yılmaz Büyükerşen’den. Kocaman bir alkış Yılmaz Hoca’ya. Bu ülkeye daha çok Yılmaz Hoca lazım.