Uzun yıllardır gitmek istediğimiz ancak nedendir bilinmez bir türlü fırsat bulamadığımız Prag seyahatini nihayet gerçekleştirdik. Sevgili arkadaşım Melike Bayazıt ile telefonda konuşurken, onların seyhat programı yaptığınu öğrenip hemen kendimizi de dahil ettik. 5 kişilik bir grupla Prag’ın yolunu tuttuk. Burhan Al konaklama işini üstlenmiş ve şehrin göbeğinde üç yatak odalı bir ev bulmuş bize. Üstelik ev sahibi Türk, Taşkın bey. Binada üç dairesi var ve turistlere günlük kiraya veriyor. Yatak odası dediğim salon gibi, kocaman, yatağı, oturma alanı, tv si, herşeyiyle tam bir otel odası. Bazı avrupa şehirlerinde bu kadar büyük oda bile bulamazsınız. Dairenin tam ortasında bir mutfak ve bütük bir yemek masası var. Adresi Stepanska 539. Üstelik geceliği de 125 Avro. Gitmeyi düşünenlere tavsiye edilir. Taşkın bey aynı zamanda havaalanı transferlerini de ücreti karşılığında organize ediyor. Bize çok yardımcı oldu her konuda.

Öğlen saatinde ve aç olarak vardığımız için doğruca otelin yakınındaki bir biracıya gittik. Zaten Prag’da en çok biracılar var. Birası çok meşhur.

biracıPivovar’da çok güzel bira içip yanında ördek, sosis ve patates yedik. Hepsi birbirinden lezzetliydi.

Şehir yürüyerek gezilebilecek büyüklükte. Otelden nehire doğru yürürken Reslova caddesinin üzerinde St. Cyril kilisesi var.

paraşüt kilisekilise içiKilisenin önemi 1942 yılında Hitler in önemli adamlarından Heydrich’in öldürülmesi üzerine çıldıran nazilerin bu kilisede saklanan paraşütçüleri kilisenin içinde öldürtmesi. Kilise bahçesinde de bu olay yüzünden katledilen binlerce asker için dikilmiş bir anıt var.

kilise anıtTam karşı köşesinde de bu paraşütçülerin fotoğraflarının yer aldığı bir bar var. Biz kiliseyi gezerken Kemali ve Eşref köşesinde bizi beklediler. Biz de sonrasında içeri bir göz attık.

kemali eşref köşedeBu yolun nehirle kesiştiği  noktada nerdeyse Prag’da gördüğüm tek modern bina olan Dancing Building bulunuyor. Binanın en tepesinde bir cafe var. Oraya çıkıp hem bir kahve içmenizi hem de Prag’a yukarıdan bir göz atmanızı öneririm.

dancing manzaraKıyı boyunca yürürken gördüğümüz binalar da şehrin diğer mahallelerindekiler de o kadar güzel ve karakteristik ki. Hepsi müthiş korunmuş.  Bu yol üzerinde geçerken hep dikkatimizi çeken Cafe La Cream isimli bir restorana bir öğlen gittik sonunda.

cafe la creamBütün yemekleri iyi çıktı ancak benim içtiğim mantar çorbası hayatımda içtiğim en güzel çorbalardan biriydi.,mantar çorbasıBir otelin alt katı. Kemali sigara içenler için özel ayrılmış salonu çok beğendi ve sigarasını rahat bir ortamda içmenin keyfini çıkardı. Prag’da da iç mekanların bazılarında sigara içilen bölümler var. Ancak 1 Nisan’dan sonra bütün mekanlara sigara yasağı geliyormuş.

Yemekten laf açılmışken, bir sabah kahvaltısına da Cafe Savoy’a gittik. Most Legil yani Legil köprüsünden karşıya geçince hemen solda. Çok hoş bir bina ve gerçekten keyifli bir kahvaltı ediyorsunuz. Burayı öneren Soli Özel’e teşekkürler.

cafe savoyBir gece de George isimli bir lokantaya gitmek istedik. Ancak çok mu meşhurdur nedir bilemedim, rezervasyonumuz olmadığı için giremedik. Ama görünüşünden ve bu kadar talep oluşundan anladığım iyi bir lokanta. Eğer giderseniz mutlaka rezervasyon yaptırın. Platnéřská 111/19, 110 00 Praha 1-Staré Město, +420 226 202 599george

O gece orada yer bulamayınca Divinis isimli bir lokantada zar zor bulabildiğimiz bir masaya yerleştik. Bu lokantayı da sakar garsonuyla hatırlayacağız. Her masaya geldiğinde birşey devirdi zavallı adamcağız :))) Adresi: Týnská 21, Praha 1. Buraya da rezervasyonsuz gitmeyin derim. Tel: +420 222 325 440
imagePrag’da gidilmesi gereken cafelerden biri de Cafe Slavia.

cafe slaviaNazım Hikmet Prag’da yaşadığı dönemde bu cafeye çok gidermiş. Gelen ünlülerin hepsinin fotoğrafları duvarlarda yerlerini almış.

nazımİçerde bir piyanist tam orama uygun çok güzel müzik yapıyor. Biz de ilk gün içkilerimizi burada içtik.

piyanistYemece içmecenin dışında en güzel dükkanlar çiçekçiler. Hepsi birbirine benziyor. O kadar güzeller ki. Benim de en büyük tutkum çiçekçiler bilirsiniz.

çiçekçi

çiçekçi2Kendinizi iyi hissettiğiniz bir ülke. Güzellikler her yerde. Yarın da binalarını, meydanlarını anlatırım.