2017 aeylülünde yaptığımız tekne yolculuğunda yeni bir adayla tanıştık. Tilos. Symi’nin kuzeybatısında yer alan bu küçük ada bizim gittiğimiz tarihlerde artık avrupanın emeklilerine hizmet veren bir ada görünümündeydi. Sezon dışı diye düşündüğümüz Eylül ayında bile oda bulmak zor oldu. Adanın sahilindeki hemen hemen tüm binalar otel, pansiyon olarak kullanılmakta.

Hepsi de bu resimdeki gibi sade ve güzel. Biz Birinci ailesi için ancak epey bir yürüme mesafesinde olan tatil köyü benzeri bir otelde  yer bulabildik.

Tilos’um marinasının yanında uzanan plajı halka açık.

Şezlonglar ve şemsiyeleri istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz. Plak çakıllı ama rahatsız etmiyor. Deniz ise pırıl pırıl tabi ki. Sahil yolu hep çiçeklerle dolu.

Yol boyunca bar, cafe ve lokantalar var ama hiç üstünüze üstünüze gelmiyor. Gürültü patırtı da yok 🙂

Tilos un iyi lokantalarından olan Kritikos’da akşam yemeğimizi yedik. Adanın en meşhur yemeği fırında kırmızı soslu keçi. Gerçekten çok lezzetli. Yolunuz düşerse öneririm. O gece çok eğlendiğimiz gecelerden biriydi. Resimde de belli oluyor zaten.

Ama tabi ki herşey ekiple güzel. Bu şahane ekiple Selimiye’den yola çıktık. Birinci ve Bağdatlıoğlu aileleri ile ilk buluşmamız Aurora’da oldu. Oranın sakinliğini, hizmetteki özenini, misapirverliğini hiç bir yere değişmem.

Selimiye’nin gecesi de güzel.

Gerçek şu ki teknede geçirilen bir hafta insanın ömrüne ilave bir yıl olarak geri dönüyor. Son üç yazdır Kenan Bengü ile yaptığımız bu seyahatleri unutmak mümkün değil.